Kategori: Ekonomi

  • ING Türkiye’ye yapay zekâ ile iş dönüşümünde iki Stevie Ödülü

    En sevilen dijital banka olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, yapay zekâ teknolojilerini iş süreçlerine entegre ederek müşteri deneyimini geliştiren, çalışanların karar alma süreçlerini destekleyen ve büyümeye katkı sağlayan yenilikçi uygulamalarıyla uluslararası bir başarıya imza attı. Bu kapsamda ING Türkiye, uluslararası iş dünyasının en prestijli ödül programlarından biri olan Stevie Ödülleri’nde “İş Dönüşümünde En İyi Yapay Zekâ Kullanımı” kategorisinde iki farklı projesiyle Bronz Stevie Ödülü kazandı.

    Ödül alan “Tüzel Bankacılık Büyümesini Destekleyen Yapay Zekâ Destekli Müşteri Adayı Üretim Motoru” ve “İlişki Yöneticileri İçin Genel Yatırım Öneri Platformu” projeleri, yapay zekânın farklı iş alanlarında somut değere dönüştürülmesine odaklanıyor. Projeler, ING Türkiye’nin yapay zekâyı yalnızca süreçleri iyileştiren bir teknoloji olarak değil; çalışanları güçlendiren, daha etkin karar almayı destekleyen ve iş sonuçlarına katkı sağlayan stratejik bir dönüşüm aracı olarak ele alan yaklaşımını ortaya koyuyor.

    Yapay zekâ destekli müşteri adayı üretimi ile tüzel bankacılıkta yeni fırsatlar

    Bronz Stevie Ödülü kazanan “Tüzel Bankacılık Büyümesini Destekleyen Yapay Zekâ Destekli Müşteri Adayı Üretim Motoru” projesi, tüzel müşterilere yönelik satış fırsatlarının daha etkin şekilde belirlenmesini hedefliyor. Finansal analiz, satış analizi ve müşteri adayı üretimi süreçlerinin yeniden tasarlanmasını sağlayan proje, ilişki yöneticilerine aksiyona dönüştürülebilir öneriler sunarak büyümeyi destekliyor.

    Yatırım kararlarını güçlendiren akıllı öneri platformu

    Ödüle layık görülen bir diğer proje olan “İlişki Yöneticileri İçin Genel Yatırım Öneri Platformu”, yatırım ekipleri ve ilişki yöneticilerinin karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla geliştirilen yapay zekâ destekli bir karar destek platformu olarak öne çıkıyor. Platform; piyasa verilerini, araştırma raporlarını, portföy analizlerini ve yapay zekâ destekli içgörüleri tek bir yapı altında bir araya getirerek daha hızlı, daha standart ve aksiyona dönük yatırım önerileri oluşturulmasına olanak sağlıyor.

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Mastercard Signals raporuna göre yapay zekâ asistanlarının ticarette yaygınlaşmasını teknoloji değil, güven belirleyecek

     Mastercard’ın “Güveni Kodlamak: Yapay Zekâ Tabanlı Dünyada Niyet, Rıza ve Kontrol Yarışı” başlıklı yeni Signals raporu, yapay zekâ asistanlarının tüketiciler ve işletmeler adına araştırma yapmanın ve öneriler sunmanın ötesine geçerek karar verdiği ve işlem gerçekleştirdiği yeni ticaret dönemini inceliyor.

    Rapora göre yapay zekâ asistanlı ticaretin büyümesinin önündeki temel engel artık teknolojik yeterlilik değil, kullanıcıların karar ve ödeme yetkisini bu sistemlere devretme konusundaki güveni. Bu nedenle yapay zekâ asistanlı ticaretin yaygınlaşması, yapay zekâ asistanlarının kimliğinin doğrulanabildiği, kullanıcı niyetinin açık biçimde kaydedildiği, verilen yetkinin sınırlandırılabildiği ve gerektiğinde geri alınabildiği bir güven mimarisine bağlı olacak.

    Tüketiciler desteğe açık, tam özerkliğe temkinli

    Yapay zekânın tercihler ve bütçe doğrultusunda satın alınacak ürünü seçmesine, ödemenin tüketici tarafından onaylanması koşuluyla izin verebileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 32’ye ulaşıyor. Ancak önceden belirlenmiş kurallar bulunsa bile satın alma işlemini tamamen otonom biçimde gerçekleştirme yetkisini yapay zekâya vermeye hazır olanların oranı yüzde 9’da kalıyor.

    2030’a kadar 5 trilyon dolarlık küresel potansiyel

    Yapay zekâ asistanlı ticaret henüz gelişiminin ilk aşamalarında olmasına rağmen önemli bir ekonomik potansiyel taşıyor. Rapora göre yapay zekâ asistanlarının desteklediği küresel tüketici harcamalarının 2030’a kadar 3 ila 5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. İşletmeler arası işlemlerde ise bu büyüklüğün üç katına kadar çıkabileceği öngörülüyor.

    Buna karşılık yapay zekâ asistanları aracılığıyla gerçekleştirilen işlemler bugün küresel e-ticaret hacminin yalnızca yüzde 0,4’ünü, işlem değerinin ise yüzde 0,2’sini oluşturuyor. Rapora göre pazar potansiyeli ile mevcut kullanım arasındaki bu fark, güven, kimlik doğrulama, yetkilendirme, üye işyeri kabulü ve işlem güvenliği alanlarında güçlü altyapılar kurulması gerektiğini gösteriyor.

    Güven, ödeme anından önce kurulacak

    Bu değişim, kullanıcı niyeti ile ödemenin gerçekleştirilmesi arasında yeni bir “güven katmanı” oluşturulmasını gerekli kılıyor. Bu katman, para hareket etmeden önce işlemi kimin gerçekleştirdiğini, kullanıcının hangi eylemlere izin verdiğini ve harcama limiti, zaman aralığı, ürün kategorisi veya üye işyeri gibi hangi sınırların geçerli olduğunu doğrulayabiliyor. Yapay zekâ asistanının faaliyetlerinin kayıt altına alınması ise olası anlaşmazlıklarda denetlenebilir bir işlem geçmişi sağlıyor. Teknoloji platformlarının ise yapay zekâ asistanının kimliğini ve kullanıcı onayını doğrulayabilmesi, tüketicilere verilen yetkiyi değiştirme veya durdurma imkânı sunması gerekiyor. Sorumluluk, itiraz ve uyuşmazlıkların çözümü konusunda ekosistemdeki tüm tarafların ortak ve anlaşılır kurallar geliştirmesi, yapay zekâ asistanlı ticarete duyulan güvenin temel koşulları arasında yer alıyor.

    Mastercard güvenli yetkilendirme altyapısını geliştiriyor

    Mastercard; kimlik doğrulama, siber güvenlik, tokenizasyon, ödeme güvenliği ve küresel ağ yetkinliklerini yapay zekâ asistanlı ticaretin ihtiyaçlarına uyarlıyor. Mastercard Agent Pay, yapay zekâ asistanlarına özel tokenlar, Doğrulanabilir Niyet ve asistan kimliği çözümleri, kullanıcı tarafından verilen yetkinin tanımlanmasını, doğrulanmasını ve işlem boyunca uygulanmasını sağlamayı amaçlıyor.

    Mastercard Yapay Zekâ ve Veri Başkanı Greg Ulrich konuyla ilgili şunları söyledi:

    “Yapay zekâ asistanlı ticaret ancak üç unsur birlikte ölçeklendiğinde işler: İşlemleri mümkün kılan ödemeler, bu işlemleri güvenceye alan güven ve güvenlik ile onları daha akıllı ve kişisel hâle getiren yapay zekâ destekli hizmetler. Mastercard, gelişmekte olan yetkinlikleri gerçek dünya uygulamalarına dönüştürmek için ağından güç alarak bu üç alandaki çalışmalarını da hızlandırıyor.”

    Rapor, yapay zekâ asistanlı ticaretin geleceğini yalnızca yapay zekâ asistanlarının ne kadar bağımsız hareket edebildiğinin belirlemeyeceği sonucuna varıyor. Yeni dönemin başarısı; kullanıcıların anlayabildiği açık yetkilendirme modellerine, güvenli ve birlikte çalışabilir altyapılara, görünür kontrol mekanizmalarına ve etkili itiraz süreçlerine bağlı olacak.

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Abdi İbrahim Vakfı İyilik Evi’ne Uluslararası Ödül

    Abdi İbrahim Vakfı, kanser tedavisi gören çocuklara ve ailelerine destek olmak amacıyla hayata geçirdiği İyilik Evi projesiyle, 2026 Uluslararası İş Ödülleri’nde (International Business Awards) “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü’ne layık görüldü.

    Uluslararası jüri, ödül gerekçesinde İyilik Evi’nin tedavi gören çocuklar için konaklama, eğitim ve psikososyal desteği bir araya getiren bütüncül modelinin yarattığı sosyal etkiye dikkat çekti.

    Abdi İbrahim Vakfı tarafından hayata geçirilen İyilik Evi, kanser tedavisi için Türkiye’nin farklı şehirlerinden İstanbul’a gelen ve ekonomik koşulları nedeniyle konaklama desteğine ihtiyaç duyan çocuklara ve ailelerine ücretsiz bir yaşam alanı sunuyor. Aynı anda 45 kişinin konaklayabildiği 18 odalı İyilik Evi’nde, 2-15 yaş aralığındaki çocuklar aileleriyle birlikte ücretsiz olarak kalabiliyor.

    Konaklama desteğinin yanı sıra eğitim, atölye ve psikososyal destek programları sunan İyilik Evi, çocukların tedavi sürecinde ailelerinden ve yaşamın doğal akışından kopmadan desteklenmelerini; ailelerin ise bu zorlu süreçte sosyal ve duygusal açıdan güçlenmelerini amaçlıyor.

    Bu yıl 23’üncü kez düzenlenen Uluslararası İş Ödülleri’nde, farklı ülkelerden kurumların, yöneticilerin ve girişimcilerin çalışmaları uluslararası bir jüri tarafından değerlendirildi. Jüri üyeleri, İyilik Evi’ni pediatrik kanser hastaları ve ailelerinin kritik bir ihtiyacına yanıt veren, anlamlı ve iyi yapılandırılmış bir sosyal etki girişimi olarak tanımladı. Değerlendirmede, projenin sunduğu desteklerin kapsamı ve ulaştığı çocuk ve aile sayısı da güçlü sosyal etkinin göstergeleri arasında gösterilirken, İyilik Evi’nin “tek seferlik bir yardım çalışmasının ötesine geçen, sosyal sorumluluğa gerçek bir bağlılığı ortaya koyan” yaklaşımına vurgu yapıldı.

    Çocuklar için umut, aileler için dayanışma

    İyilik Evi’nde çocukların gelişimini ve ailelerin sosyal açıdan güçlenmesini desteklemek amacıyla yürütülen eğitim, atölye ve psikososyal destek programları kapsamında bugüne kadar 3.000 saati aşkın faaliyet gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla çocukların duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimleri desteklenirken, ailelerin de yeni beceriler kazanmalarına ve sosyal olarak güçlenmelerine katkı sağlandı.

    Açılışından bu yana yaklaşık 200 çocuk, aileleriyle birlikte 500’ün üzerinde kişi İyilik Evi’nde ücretsiz olarak ağırlandı.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • PepsiCo Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor

    Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, PepsiCo Pozitif (pep+) stratejisinin temel bileşenlerinden biri olan “Net Su Pozitif” vizyonu doğrultusunda su kaynaklarını korumaya yönelik projelerini büyütmeyi sürdürüyor. 

    Bu kapsamda 2023 yılında PepsiCo Türkiye’nin Doğa Koruma Merkezi iş birliğiyle Tarsus Berdan havzasında başlayan ve 2024’te Manisa ve İzmir, 2025’te Adana’da uygulanmaya devam eden Bir Damla Bir Dünya projesi, 2026 yılında Tekirdağ’da Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi ortaklığı ile gerçekleştirilecek. 

    Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Önder Çiftçi Projesi bünyesindeki üreticilere tohum, ilaç ve gübre temininin yanı sıra ürettikleri ürünlerin değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması süreçlerinde destek olmayı amaçlıyor. Özellikle sözleşmeli üretim modelinde alternatif ürünlerin üretimi ve değerlendirilmesi Trakya genelinde kooperatif aracılığıyla sağlanıyor.

    PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, su yönetiminin sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan en hayati konulardan biri olduğunu vurgulayarak, başta şirketler olmak üzere tüm kurumların bu alanda somut adımlar atması ve iş birliklerini artırması gerektiğini belirtti. Ergün Günay, “PepsiCo Türkiye olarak su yönetimini sürdürülebilirlik stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Daha az su kullanmak, kullanılan suyu geri kazandırmak ve temiz suya erişimi artırmak hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz ‘Bir Damla Bir Dünya’ projemizle 2025 yılında Tarsus, Manisa, İzmir ve Adana’daki operasyonlarımızın bulunduğu havzalarda yaklaşık 1,14 milyon m³ suyu doğaya geri kazandırdık. Operasyonel su kullanımımızın Tarsus ve İzmir’de %100’ünü, Manisa’da %98’ini ve Adana’da %52’sini yerel havzalara geri kazandırdık. Şimdi de Tekirdağ’da, Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi iş birliğiyle Meriç-Ergene Havzasındaki yer altı ve yer üstü sularının korunmasına katkı sağlayarak yarattığımız pozitif etkiyi daha da genişletmeyi hedefliyoruz” dedi.

    Projeye koruyucu tarım uygulamaları da eklendi

    Proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık 3000 dekar arazide uygulanan damla sulama pratiklerine 2026 yılında koruyucu tarım uygulamaları da eklendi. Yerel proje ortaklarımız olan Kooperatiflerimiz ile yapılan iş birliği kapsamında çiftçiler topraklarını en az şekilde işleyerek ve anız üzerine ekim yaparak, toprağın yapısını korurken su tutma kapasitesini de artıracaklar. Toprak sağlığının iyileştirilmesi bölgede sulu tarımda kullanılan su miktarını da azaltacağından Meriç-Ergene Havzasının yer altı ve yer üstü suları korunacak.

    Toprak doğrudan ekim yöntemiyle iyileştirilecek

    Son yıllarda sayısı ve şiddeti artan aşırı iklim olayları tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilerken, iklim değişikliğine uyum kapsamında toprağı ve suyu koruyucu uygulamalar yaygınlaşıyor. Bu kapsamda, organik maddesi oldukça düşük olan ülkemiz topraklarının iyileştirilmesine yönelik en önemli uygulamalardan biri toprak işlemeyi azaltan ve tarımsal üretimi kuraklığa karşı dirençli hale getiren (anıza) doğrudan ekim yöntemi. Bir Damla Bir Dünya projesi kapsamında da kullanılacak bu yöntem ile toprağın nemi korunacak ve organik madde miktarı artırılacak, aynı zamanda toprağın işlenmesi azaldığı için yakıttan ve işçilikten de tasarruf sağlanarak çiftçilerin gelirlerine de katkıda bulunulacak.

    Tarımsal ekosistemlerde verimlilik ve karlılığı artıran ve gıda güvenliğine katkı sağlayan bir uygulama olan doğrudan ekim yöntemi aynı zamanda iklim ve çevre dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu yöntemde geleneksel uygulamalardan farklı olarak hasattan sonra yeniden ekime kadar herhangi bir toprak işleme yapılmıyor; ekim bir önceki ürüne ait anızla kaplı alan üzerine ekim yapabilen özel mibzerler ile gerçekleştiriliyor.

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Lenovo, tarihinin en güçlü finansal çeyreğine imza attı

    Dünyanın lider teknoloji şirketlerinden Lenovo, 2026-2027 mali yılının ilk çeyreğinde gelirini yıllık bazda %43 artırarak 26,9 milyar ABD dolarına taşıdı ve tarihinin en yüksek çeyreklik gelirine ulaştı. Düzeltilmiş net kâr ise %176 artışla 1,1 milyar ABD dolarına çıkarak ilk kez 1 milyar ABD doları eşiğini aştı. Yapay zekâ bağlantılı gelirlerin 9,3 milyar ABD dolarına ulaşması, şirketin hibrit yapay zekâ stratejisinin büyüme üzerindeki etkisini ortaya koydu.

    KÜRESEL alanda 2026-2027 mali yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıklayan Lenovo, son beş yılın en yüksek çeyreklik gelir artışını kaydetti. Şirketin geliri yıllık bazda %43 artışla 26,9 milyar ABD dolarına ulaşırken tüm iş grupları ilk mali çeyrekte rekor gelir ve faaliyet kârı elde etti. Düzeltilmiş net kâr %176 artarak 1,1 milyar ABD dolarına, Ar-Ge harcamaları ise %30 artışla 682 milyon ABD dolarına yükseldi. Daha yüksek gelir ölçeği ve verimlilik kazanımları sayesinde düzeltilmiş net kâr marjı yıllık bazda yaklaşık iki puan iyileşti.

    Lenovo Türkiye, bu yıl da pazar liderliğini korudu

    Global arenada büyümenin yanı sıra Lenovo, Türkiye’de de güçlü bir performans sergiledi. IDC (International Data Corporation) verilerine göre Lenovo Türkiye, mali yılın ilk çeyreğini toplam PC pazarında %28,5 pazar payı ile kapatarak dikkat çekici bir başarıya imza attı. Tüketici segmentinde %23,4 pazar payı ile birincilik konumunu korurken, kamu, büyük ve çok büyük ölçekli kurumsal segmentte ise %37,4 pazar payı ile liderliğini sürdürdü. Lenovo Türkiye aynı zamanda Android tablet pazarında da %18,2 pazar payı ile ikinci sırada yer aldı. Lenovo Türkiye, tüm segmentlerde dengeli bir büyüme göstererek altı yıllık liderliğini pekiştirdi.

    Yapay zekâ bağlantılı gelirlerin payı %35’e yükseldi

    Lenovo’nun yapay zekâ bağlantılı gelirleri yıllık bazda %60 artarak 9,3 milyar ABD dolarına ulaştı ve toplam grup gelirinin %35’ini oluşturdu. Sonuçlar, şirketin PC ve akıllı cihazlardaki liderliğini küresel yapay zekâ çözümleri ve altyapısı alanına taşıyan Hibrit Yapay Zekâ stratejisinin somut iş sonuçlarına dönüştüğünü gösterdi. Özellikle Altyapı Çözümleri Grubu’nun rekor performansı, büyüme ve kârlılığın temel itici güçlerinden biri oldu.

    Lenovo Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yuanqing Yang, sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Lenovo tarihinin en iyi yılının ardından, büyümenin hızlandığı, kârlılığın daha da arttığı ve yapay zekânın her iş grubunda güçlü bir büyüme motoruna dönüştüğü şimdiye kadarki en güçlü çeyreğimizi gerçekleştirdik. PC ve akıllı cihazlardaki liderliğimizden güç alarak yapay zekâ ve altyapı alanında hızla küresel bir lider konumuna yükselmemiz, stratejik öngörümüzü doğruluyor. Hibrit yapay zekâ stratejimiz, operasyonel mükemmelliğimiz ve kesintisiz inovasyon yaklaşımımızla sürdürülebilir, uzun vadeli büyüme sağlayacağımıza ve paydaşlarımız için daha fazla değer yaratacağımıza inanıyoruz.”

    Lenovo’nun tüm iş gruplarından rekor performans

    Lenovo’nun iş grupları da ilk çeyrek sonuçlarına güçlü katkı sundu. Akıllı Cihazlar Grubu’nun (IDG) geliri %27 artarak 17,1 milyar ABD dolarına ulaştı. Küresel PC pazar payını %24,2’ye taşıyan Lenovo, en yakın rakibiyle arasındaki farkı beş puanın üzerine çıkardı. Şirket, %25,1 pazar payıyla yapay zekâ destekli PC’lerde küresel liderliğini sürdürdü. Android tablet gelirleri %80’in üzerinde artarken akıllı telefon işi %15 büyüyerek mali yılın en güçlü ilk çeyrek gelirini kaydetti.

    Altyapı Çözümleri Grubu’nun (ISG) geliri yıllık bazda %98 artarak 8,5 milyar ABD dolarıyla rekor seviyeye çıktı. Faaliyet kârı 777 milyon ABD dolarına, faaliyet marjı ise tüm zamanların en yüksek seviyesi olan %9,1’e ulaştı. Bulut hizmet sağlayıcıları ile kurumsal ve KOBİ segmentlerinin gelirleri yıllık bazda neredeyse iki katına çıkarken Lenovo, geleneksel bilgi işlem alanında x86 sunucu gelirlerinde dünya ikinciliğine yükseldi. Bulut, uç bilişim, yapay zekâ ve özellikle yapay zekâ çıkarımına yönelik yatırımlar, grubun büyümesini destekledi.

    Çözümler ve Hizmetler Grubu (SSG) ise gelirini %28 artırarak 2,9 milyar ABD dolarına taşıdı. Faaliyet kârı %39 artışla 697 milyon ABD dolarına, faaliyet marjı da %24,2 ile rekor seviyeye yükseldi. Yapay zekâ hizmetleri gelirleri üç haneli büyüme kaydederken Yönetilen Hizmetler ile Projeler ve Çözümler, SSG gelirlerinin %62’sinden fazlasını oluşturdu. TruScale %35 büyürken spor, üretim ve perakende gibi sektörlere özel çözümler, projeler ve çözümler gelirlerinde %50 artış sağlandı.

    FIFA Dünya Kupası 2026™’ya yapay zekâ destekli teknoloji

    Lenovo, yılın ilk çeyreği boyunca FIFA’nın Resmi Teknoloji Ortağı olarak üç ülke, 16 şehir, 48 takım ve 104 maçı kapsayan FIFA Dünya Kupası 2026™ için geniş ölçekte teknoloji sundu. Şirketin cihaz, altyapı, hizmet ve yapay zekâ destekli çözümleri; FIFA operasyonlarından küresel yayınlara, takım analizinden hakemlik teknolojilerine ve taraftar deneyimlerine kadar turnuvanın farklı alanlarını destekledi. Lenovo’nun küresel-yerel tedarik zinciri, güçlü tedarikçi ilişkileri ve uçtan uca iş modeli de tedarik kısıtları ile maliyet baskılarının etkin biçimde yönetilmesine katkı sağladı.

    Küresel listelerde tarihinin en yüksek sıralamaları

    Lenovo, 2026 Gartner® Tedarik Zinciri En İyi 25 listesinde beşinci sıraya yükselerek bugüne kadarki en yüksek derecesini elde etti. Şirket ayrıca Fortune Global 500 listesinde 43 basamak yükselerek 153. sıraya yerleşti ve tarihinin en yüksek konumuna ulaştı. Lenovo, sürdürülebilirlik alanında iklim eylemi, döngüsel ekonomi, sosyal etki ve yönetişim hedeflerinde kaydettiği ilerlemeyi açıklarken yapay zekâ çağında sorumlu inovasyon odağını yeni sürdürülebilirlik hedefleriyle güçlendirdi.

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Otel-tatil köyü şikayetleri bir ayda yüzde 168 arttı

    Şikayetvar verilerine göre yaz tatilinin en yoğun dönemlerinden temmuz ayında turizm sektörüne yönelik tüketici şikayetlerinde dikkat çekici artışlar yaşandı. Otel-tatil köyü kategorisinde haziranda 560 olan şikayet sayısı temmuzda bin 500’e çıkarak yüzde 168 arttı. Zincir otellerde artış yüzde 109, otel pazarlama sitelerinde yüzde 92, villa-ev pazarlama sitelerinde yüzde 90 olurken, tur operatörleri ve tatil pazarlama şirketlerine yönelik şikayetler yüzde 50 yükseldi. Şikayetlerde hijyen ve hizmet kalitesinden rezervasyon iptallerine, ücret iadelerinden gerçeği yansıtmayan ilanlara kadar birçok sorun öne çıktı.

    Yaz sezonunun yoğunlaşmasıyla birlikte tatil planları tüketiciler için pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Çözüm platformu Şikayetvar’ın verileri, hazirandan temmuza geçişte tatil sektörünün farklı alanlarında şikayetlerin belirgin biçimde yükseldiğini ortaya koydu.

    En dikkat çekici artış otel-tatil köyü kategorisinde gerçekleşti. Haziran ayında 560 olan şikayet sayısı temmuzda bin 500’e yükseldi. Böylece bu kategoride yalnızca bir ayda 940 ek şikayet kaydedilirken artış oranı yüzde 168’e ulaştı.

    İncelenen diğer tatil kategorilerinde de benzer bir tablo görüldü. Zincir otellere yönelik şikayetler 215’ten 450’ye çıkarak yüzde 109 arttı. Otel pazarlama sitelerinde şikayet sayısı 630’dan bin 208’e yükseldi ve yüzde 92 artış kaydedildi. Villa-ev pazarlama sitelerine yönelik şikayetler 136’dan 259’a çıkarak yüzde 90 yükselirken, tur operatörleri ve tatil pazarlama şirketlerine ilişkin şikayet sayısı 997’den bin 495’e ulaştı. Bu kategorideki artış yüzde 50 olarak gerçekleşti.

    Beş kategorinin toplamına bakıldığında ise haziran ayında 2 bin 538 olan şikayet sayısının temmuzda 4 bin 912’ye yükseldiği görülüyor. Böylece incelenen beş tatil kategorisinde şikayet hacmi bir ayda yaklaşık yüzde 94 arttı.

    Otellerde hijyen ve hizmet kalitesi şikayetleri öne çıktı

    Otel-tatil köyü kategorisinde tüketicilerin dile getirdiği sorunların başında temizlik ve hijyen problemleri geliyor. Odaların yeterince temizlenmemesi, nevresim ve banyoların hijyen standartlarını karşılamaması, ortak alan ve havuz temizliği, kötü koku ve haşere şikayetleri tüketicilerin paylaşımlarında öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Yemeklerin kalitesi ve çeşitliliğinin beklentiyi karşılamaması da sık dile getirilen sorunlardan biri oldu. Özellikle “her şey dahil” konseptiyle hizmet veren tesislerde yemek çeşitliliğinin yetersiz olması, yiyeceklerin kalitesi, restoranlardaki hijyen ve yoğunluk tüketicilerin tepki gösterdiği konular arasında yer aldı.

    Tüketiciler ayrıca rezervasyon veya tanıtım sırasında sunulan hizmetlerle tatil sırasında karşılaştıkları koşulların uyuşmadığını belirtti. Klima, sıcak su ve oda donanımlarındaki teknik sorunlar; vaat edilen tesis olanaklarının kullanılamaması; personelin ilgisizliği ve yaşanan sorunlara çözüm bulunamaması da şikayetlerde öne çıktı. Tatilini erken sonlandırmak isteyen bazı tüketiciler ise ücret iadesi süreçlerinde sorun yaşadıklarını aktardı.

    Zincir otellerde fiyat-hizmet dengesi sorgulanıyor

    Şikayet sayısının bir ayda yüzde 109 arttığı zincir otel kategorisinde oda temizliği, genel hijyen ve teknik aksaklıklar ön plana çıktı. Klima, sıcak su ve oda ekipmanlarında yaşanan sorunların yanı sıra yemek ve içecek hizmetlerinin kalite açısından beklentiyi karşılamaması tüketicilerin dile getirdiği başlıca konular arasında yer aldı. Şikayetlerde, satın alınan oda veya hizmet ile tesiste sunulan hizmet arasında farklılık bulunduğuna yönelik bildirimler de dikkat çekti. Personelin tutumu, ek ücret talepleri ve ücret iadesi süreçlerinde yaşanan sorunlar da tüketicilerin gündemindeydi. Özellikle yüksek fiyat ödenen tesislerde beklenti ile sunulan hizmet arasındaki fark şikayetlerin önemli nedenlerinden biri olarak öne çıktı.

    Rezervasyon var, otelde kayıt yok

    Otel pazarlama sitelerine yönelik şikayetlerde ise sorunların odağı konaklama deneyiminden çok rezervasyon ve ödeme süreçleri oldu. Kategoride şikayetler hazirandan temmuza yüzde 92 artarak 1.208’e ulaştı. Tüketicilerin öne çıkardığı başlıca sorunlar arasında ödeme yapılmasına ve rezervasyon onayı alınmasına rağmen kaydın otel sisteminde görünmemesi, otelin rezervasyonu kabul etmemesi veya rezervasyonun sonradan iptal edilmesi yer aldı. İptal edilen rezervasyonların ücretinin zamanında iade edilmemesi, çift ya da hatalı tahsilatlar, ücretsiz iptal koşullarına ilişkin anlaşmazlıklar ve müşteri hizmetlerine ulaşmakta yaşanan güçlükler de şikayetlerde öne çıktı. Bazı tüketiciler satış sırasında gördükleri fiyat ile ödeme aşamasında ya da sonrasında karşılaştıkları tutarların farklı olduğunu belirtti.

    Villa tatilinde ilan ile gerçek arasındaki fark tepki çekti

    Villa-ev pazarlama sitelerinde şikayet sayısı bir ayda yüzde 90 artarak 259’a çıktı. Bu kategoride özellikle ilanlarda gösterilen özelliklerle tüketicilerin tatil yerine gittiklerinde karşılaştıkları koşulların uyuşmaması dikkat çekti. Fotoğrafların, konumun, manzaranın, tesis özelliklerinin veya villanın kapasitesinin ilanda sunulandan farklı olduğu yönündeki şikayetlerin yanı sıra sahte ilan ve kapora dolandırıcılığı iddiaları da tüketicilerin paylaşımlarında yer aldı. Rezervasyonun tek taraflı iptal edilmesi, farklı bir tesise yönlendirilme, kapora veya rezervasyon bedelinin iade edilmemesi, sonradan ek ücret talep edilmesi ve platform ya da tesis yetkililerine ulaşılamaması da bu kategoride öne çıkan sorunlar arasında bulunuyor.

    Tur operatörlerinde şikayet sayısı bin 500’e yaklaştı

    Tur operatörleri ve tatil pazarlama şirketleri kategorisinde şikayetler yüzde 50 artarak 997’den bin 495’e yükseldi. Böylece kategori, temmuz ayında şikayet hacmi en yüksek alanlardan biri oldu.

    Tüketiciler tur veya rezervasyonların firma tarafından iptal edilmesi ya da değiştirilmesi, iptal sonrası ücret iadelerinin gecikmesi, satın alınan otel yerine farklı veya daha düşük standartta bir tesise yönlendirilme gibi sorunları gündeme taşıdı. Satış sırasında vaat edilen hizmetlerin veya tur programının değiştirilmesi, müşteri hizmetlerinden çözüm alınamaması, fiyat farkları ve ek ücret talepleri de öne çıkan diğer başlıklar oldu. Paket turlarda ise ulaşım, rehberlik hizmetleri, otel seçimi ve program organizasyonuna ilişkin sorunlar tüketicilerin şikayetlerine yansıdı.

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nın Yeni Dönem Başvuruları Başladı

    Türkiye’nin duyarlı ve yenilikçi bankası Halkbank, kadın girişimciliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalarına devam ediyor. ‘Üreten Kadının Bankası’ vizyonuyla 2021 yılında hayata geçirilen Üreten Kadınlar Yarışması’nın 6’ncı dönemi başladı. Başvurular 24 Ağustos-1 Kasım 2026 tarihleri arasında Halkbank’ın resmi internet sitesi üzerinden gerçekleştirilecek. Başvuru sürecinin ardından değerlendirme süreci başlayacak. Master Class Marka Eğitim Programı ve Jüri aşamalarının tamamlanmasıyla birlikte kazananlar 26 Mart 2027 tarihinde düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak. 

    Yarışmada bu yıl; “Yılın Üreten Kadın Girişimcisi”, “İnovasyon, Teknoloji ve Yapay Zekâ”, “Yükselen Yıldız”, “Sürdürülebilirlik”, “Kadın Kooperatifi” ve “Sosyal Girişimci” kategorilerinde dereceye giren kadın girişimciler ödüllendirilecek. Nakdi ödüllere ek olarak girişimcilerin büyüme yolculuklarına katkı sağlayacak ayni destekler de sunulacak.

    Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil: “Kadın girişimcilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz”

    Finansmanın yanı sıra eğitim, mentorluk, iş geliştirme programları ve iş birlikleriyle kadın girişimcilerin büyümesine destek olmayı hedeflediklerini belirten Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Üreten Kadınlar Yarışması ile yalnızca başarılı girişimcileri ödüllendirmiyoruz; aynı zamanda onların hikâyelerini görünür kılıyor, cesaretlerini ve üretim azimlerini daha geniş kitlelerle buluşturuyoruz. Teknolojiden sürdürülebilirliğe, ihracattan yerel kalkınmaya kadar pek çok alanda fark oluşturan kadın girişimcilerimizin, yeni girişimcilere ilham vermesini önemsiyoruz” dedi.

    Halkbank’ın kuruluşundan itibaren üretimin, girişimciliğin ve kalkınmanın en güçlü destekçilerinden biri olduğunu söyleyen Recep Süleyman Özdil, “2021 yılından bu yana yaklaşık 280 bin kadın girişimciye 142 milyar TL finansman desteği sağladık. Bundan sonra da kadın girişimcilerimizin üretmeye, büyümeye ve Türkiye ekonomisine katma değer oluşturmaya devam etmeleri için tüm imkânlarımızla yanlarında olmayı sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki üreten kadın; güçlü aile, güçlü ekonomi ve güçlü Türkiye demektir. Türkiye Yüzyılı vizyonunda kadın girişimcilerimizin ortaya koyduğu her başarı, Ülkemizin kalkınma yolculuğuna değer katmaktadır” diye konuştu.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Efes Selçuklu İncir Üreticisine Destek

    İzmir Büyükşehir Belediyesi, Efes Selçuk’ta tarımsal üretimin güçlendirilmesi ve üreticilerin emeğinin karşılığını alabilmesi amacıyla desteklerini sürdürüyor. Tarımsal üretimin farklı aşamalarına yönelik çalışmalar yürüten Büyükşehir Belediyesi, üreticilerin suya erişimini kolaylaştıran yatırımların yanı sıra hasat sonrası süreçte ürün kalitesinin korunmasına yönelik destekler de sağlıyor.

    Bu kapsamda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından Efes Selçuk’taki incir üreticilerine kurutma kasası (kerevet) desteği verildi. Gerekli şartları taşıyan üreticilere Efes Tarlası Yaşam Köyü ve Çamlık’ta kerevet teslimleri gerçekleştirildi.

    İNCİRİN KALİTESİNİN KORUNMASINA KATKI

    İncirin kurutulması sırasında ürünün toprakla temasını önleyen kerevetler, daha sağlıklı ve kontrollü bir kurutma süreci sağlıyor. Bu destekle ürün kayıplarının azaltılması, hijyen koşullarının iyileştirilmesi ve incirin kalite değerinin korunması hedefleniyor.

    İncir üreticileri, özellikle hasat döneminin ardından başlayan kurutma sürecinde kerevetlerin önemli bir kolaylık sağlayacağını belirtti. Üreticiler, incirlerin daha sağlıklı koşullarda kurutulmasına katkı sunan destek nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.

    Efes Selçuk’un önemli tarımsal değerlerinden biri olan incirde üretim kalitesinin artırılmasına yönelik bu destek, üreticilerin hasat sonrası süreçte daha uygun koşullarda çalışmasına katkı sağlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici odaklı çalışmalarıyla, çiftçinin emeğinin daha kaliteli, sağlıklı ve katma değeri yüksek bir ürüne dönüşmesi destekleniyor.

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Hizmet, Perakende Ticaret ve İnşaat Güven Endeksleri, Ağustos 2026

    Güven endeksi hizmet sektöründe %0,1 azaldı, perakende ticaret sektöründe %0,8 azaldı, inşaat sektöründe %0,4 azaldı

    Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Ağustos ayında bir önceki aya göre; hizmet sektöründe %0,1 oranında azalarak 111,9 değerini, perakende ticaret sektöründe %0,8 oranında azalarak 110,1 değerini ve inşaat sektöründe %0,4 oranında azalarak 83,1 değerini aldı.

    Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksleri, Ağustos 2026

    Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksleri ve değişim oranları, Ağustos 2026

     

      Endeks Bir önceki aya göre değişim oranı (%)
    Temmuz Ağustos Temmuz Ağustos
    Hizmet sektörü güven endeksi 112,0 111,9 1,4 -0,1
    Son 3 aylık dönemde iş durumu 110,3 109,0 0,5 -1,2
    Son 3 aylık dönemde hizmetlere olan talep 109,4 109,2 -0,2 -0,1
    Gelecek 3 aylık dönemde hizmetlere olan talep beklentisi 116,4 117,4 3,7 0,9
    Perakende ticaret sektörü güven endeksi 111,0 110,1 -1,6 -0,8
    Son 3 aylık dönemde iş hacmi-satışlar 121,0 114,0 -0,5 -5,8
    Mevcut mal stok seviyesi(1) 92,71 92,65 -0,1 -0,1
    Gelecek 3 aylık dönemde iş hacmi-satışlar beklentisi 119,1 123,6 -3,8 3,8
    İnşaat sektörü güven endeksi 83,5 83,1 0,6 -0,4
    Alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi 82,1 78,9 3,9 -3,8
    Gelecek 3 aylık dönemde toplam çalışan sayısı beklentisi 84,9 87,3 -2,3 2,8

    (1) Mevcut mal stok seviyesi endeksinin artışı stok azalışını, azalışı ise stok artışını göstermektedir.

     

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Okul Alışverişinde Planlı Dönem Başladı! n11 Araştırdı: Ailelerin yüzde 89’u Liste Yapmadan Alışverişe Çıkmıyor

    n11’in 500’ü aşkın ebeveynle gerçekleştirdiği “Okula Dönüş Tüketici Araştırması 2026”, yeni eğitim dönemi öncesi velilerin alışveriş haritasını çıkardı. Araştırmaya göre ailelerin %78’i okul alışverişi için 5 bin TL ve üzeri bütçe ayırırken, %89’u liste odaklı ve planlı alışverişi tercih ediyor.

    Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından n11, velilerin okula dönüş dönemindeki harcama alışkanlıklarını, karar alma mekanizmalarını ve bütçe yaklaşımlarını mercek altına aldı. Türkiye genelinde okul çağında çocuğu olan 500’den fazla ebeveynin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, velilerin bu yıl alışverişe son derece planlı yaklaştığını ve bütçelerini önceden belirleyerek hareket ettiğini gösteriyor.

    Araştırma sonuçları velilerin en büyük beklentisinin okul listelerini eksiksiz, kaliteli ve bütçe dostu seçeneklerle tamamlamak olduğunu ortaya koyarken; n11 ise bu dönemde geniş ürün yelpazesi, 9 taksit imkanı ve herkese kargo bedava avantajlarıyla ailelerin yanında yer alıyor.

    Bütçe Yükseliyor, Planlı Alışveriş Öne Çıkıyor

    Araştırma bulgularına göre, artan maliyetler ve çeşitlenen okul ihtiyaçları doğrultusunda ailelerin okula dönüş bütçelerinin dikkat çekici seviyelere ulaştığı görülüyor. Katılımcıların %78’i okula dönüş alışverişi için 5 bin TL ve üzeri bütçe ayırdığını belirtirken, %45’lik bir kesim ise bütçesinin 10 bin TL’nin üzerinde olduğunu ifade ediyor. 

    Bütçelerdeki bu artış, aileleri çok daha disiplinli bir alışveriş sürecine yönlendiriyor. Katılımcıların %89’u alışverişe çıkmadan önce mutlaka ihtiyaç listesi hazırladığını vurgulayarak okul alışverişinde “planlı dönem”in başladığını doğruluyor.

    Karar Sürecinde Fiyat, Kalite ve Marka Güvenliği Baş Başa

    Satın alma kararını etkileyen faktörler incelendiğinde, %82 ile fiyat ilk sırada yer alsa da tüketicilerin yalnızca uygun fiyata odaklanan bir yaklaşım sergilemediği görülüyor. Marka güveni (%66) ve ürün kalitesi (%66), karar alma süreçlerinde fiyatı çok yakından takip eden en kritik unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu durum, ebeveynlerin fiyat/performans dengesini gözetirken, çocuklarının sağlığı ve ürünlerin uzun ömürlü kullanımı için güvendikleri markalardan taviz vermediğini gösteriyor. 

    Karar mekanizmasında ise demokratik bir yaklaşım hakim; velilerin %61’i ve öğrencilerin %55’i satın alma kararlarını ortaklaşa veriyor. 

    Okul Sepetinin Demirbaşları: Kırtasiye, Ayakkabı ve Ders Kitapları

    Ailelerin okula dönüş alışverişindeki öncelikli harcama kalemleri, öğrencilerin doğrudan sınıf içi ve günlük ihtiyaçlarına odaklanıyor. Araştırmaya göre velilerin alışveriş listelerinde ilk sırayı kalem, silgi, defter ve okul çantası gibi temel kırtasiye ürünleri çekerken, hemen ardından günlük kullanımın vazgeçilmezi suluk ve mataralar geliyor. Liste düzeninde üst sıraları zorlayan diğer kategoriler ise dayanıklılık ve konforun ön planda tutulduğu ayakkabılar, akademik başarıyı destekleyen yardımcı ders kitapları ve okul kıyafetlerinden oluşuyor.

    Alışveriş Öncesi Rota E-Ticaret ve Kıyaslama Siteleri: Kampanyalar Satın Almayı Tetikliyor

    Alışveriş öncesi araştırma süreçlerinde dijital kanallar belirleyici rol oynuyor. Velilerin satın alma kararı vermeden önce en çok başvurduğu mecraların başında e-ticaret platformları gelirken, bunu fiyat karşılaştırma siteleri takip ediyor. Ebeveynler ürün yorumlarını inceleyerek ve alternatif platformlardaki fiyatları kıyaslayarak en avantajlı seçeneğe yöneliyor. 

    Öte yandan, katılımcıların marka tercihlerinde Faber-Castell, Adel, Adidas, Nike ve LC Waikiki gibi hem kırtasiye hem de tekstil/ayakkabı alanında güçlü ve güvenilir markalar öne çıkıyor. Alışveriş motivasyonunu artıran en önemli etkenler ise indirim kampanyaları, taksit imkanları ve okul paketleri sunan özel fırsatlar oluyor.

    n11’den Okula Dönüşe Özel Destek: 9 Taksit ve Herkese Kargo Bedava!

    Araştırma sonuçları, tüketicilerin liste odaklı ve planlı alışveriş eğilimlerinin e-ticaret platformlarındaki hızlı, erişilebilir ve avantajlı çözümlere olan ihtiyacı her geçen gün artırdığını gösteriyor. Özellikle okula dönüş döneminde velilerin en büyük beklentisi; okul listelerini eksiksiz, kaliteli ve bütçe dostu seçeneklerle tamamlayabilmek.

    n11, bu içgörü doğrultusunda geniş ürün yelpazesi, 9 taksit imkanı ve herkese kargo bedava avantajlarıyla ailelerin yanında yer alıyor. Liste alışverişini strese değil, keyifli bir keşif deneyimine dönüştüren platform, ihtiyaç duyulan tüm ürünleri en uygun fiyatlarla tek noktada buluşturarak okula dönüş sürecini kolaylaştırıyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı